antik yunan'ın (bkz: rönesans)'a kadar süregelen ve kullanarak bitiremeyeceğimiz mirasının bir diğer parçası tabii ki felsefe. her ne kadar sevmediğim, üzerine okumadığım bir branş olsa da; sadece sokrates ile birlikte "insan nedir?" sorusunu sormaya başlamamız bile başlı başına bu döneme olan hayranlığa yeter koşuldur. özetle, insan, insanı tanıma çabası içerisine antik yunan ile beraber girmiştir. insanı anlama serüvenine (bkz: platon)' un doğayı da eklemesiyle beraber, evrensel bilgiye ulaşabilme gayesi güdülmeye başlanır.
akabinde ise (bkz: stoacılık) ve (bkz: epikurosçuluk) akımlarıyla, felsefe, “erdemli yaşam nedir?” ve özellikle “insanın mutluluğu nerededir?” sorusuna yönelir insanoğlu ama karşılarına hepimizin çok iyi bildiği bir rakip çıkar :
işi köleye yaptırınca, "hadi koçlarım aslansınız" diye spartalıları iran önüne atınca bol bol zaman var. internet yok radyo yok. mecburen "varlık nedir, erdem nedir" diye düşünmüş zenginler. felsefe olmuş.
Mutluluğu bulduğundugu tek yerin açıklandığı felsefedir. Geçmişteki atalarımızın yolunda olacağız ve günümüzdeki adına evrilmiş akımımızı sürdüreceğiz.