2002'de vizyona giren, adı türkçeye tanrıkent diye çevrilmiş olan 2 saat 10 dakikalık bir filmdir. Bundan sonrası spoiler olabilir !
tanrının bile önemsemediği düşünülen , sığıntı olarak görülen ve tanrıkent' e atılan insanlardan biri olan ze; elindeki silah sayesinde insanların dikkatini çekebildiğini farkeder . bu hissi takıntı haline getirip tüm tanrıkent'in patronu olmak, herkesin saygısını kazanmak ister ve olur da. discodaki kızın ona ilgi göstermeyip acısını kızın sevgilisinden çıkarmasının sebebi de bu takıntısıdır aslında. sonrasında gazetelere çıkan fotoğrafını görünce yüz ifadesi ve sözleriyle bu duygusunu iyice açığa vurur. bu durum çok hoşuna gider. Aslında tüm bunları yapmasının altında, çocukluğunda yokluğunu çektiği önemsizlik hissi ve ilgi eksikliğini giderme ihtiyacı vardır, bunu ne yolla ve nasıl sağladığı ise onun için tamamen önemsizdir. Tüm istediği kendini değerli hissedebilmektir atıldığı bu değersizlik uçurumunda ve de her şeyi mübah görür bu uçurumdan kurtulma yolunda. Diğer çocuklar da böyledir ve toplum tarafından saygı görebilmeleri için ‘adam’ olmaları gerektiklerin farkına varmışlardır. Bunu şu replikte görüyoruz: ‘’Çocuk mu ? Sigara içiyorum. Uyuşturucu kullanıyorum. Adam öldürdüm ve soygun yaptım. Ben bir adamım !’’ ze öldüğünde ise yerini almaya hazır olan çocukların hemen işe koyulması çok manidardır.