Rusça yahut İngilizce bilmeyen arkadaşlarım için naçizane benden bir çevirisini aşağıya bırakıyorum.
Gökler gri bulutlarla kaplanmış
Sinirlerimiz gitar telleri gibi gergin
Sabahtan akşama kadar yağmur yağıyor
Zaman donmuş da sanki sonsuzluğa dönüşmüş
Her yöne taarruzdayız,
Tanklar, piyade ve topçu ateşleri
Bize kastettiler ama hala ayaktayız
Ve kendimizi tekrar savaşa attık.
Yaşamak için ayakta kal, sonuna kadar ayakta kal
Eskiden bizimle olanlar için ayakta kal,
Yaşamak için ayakta kal, savaşa lanet olsun
Bir zamanlar bizimle olan insanlar için ayakta kal.
Şu gri bulutların cenneti
Üstümüzde soğuk bir sis gibi duruyor
Her şeyin bittiğine inanıyorum
Tek arzum yaralı arkadaşımın hayatta kalması
Kardeşim, şimdi ölme, dur.
Uzun ve mutlu bir hayat yaşayacaksın
Düğününde hep birlikte dans edeceğiz
Daha çocuklarını havaya atacağız
Yaşamak için ayakta kal, sonuna kadar ayakta kal
Evde seni bekleyenler için ayakta kal
Yaşamak için ayakta kal, savaşa lanet olsun
Evde seni bekleyenler için ayakta kal.
Onlar için ayakta kal, bizim için ayakta kal
Sibirya ve Kafkasya için
Uzak şehirlerin ışığı için
Arkadaşların ve sevdiklerin için
Kendin için ayakta kal, bizim için ayakta kal
Silah arkadaşların ve spetsnaz için
Savaş madalyaları için
Eski dostum, hadi buna içelim
Eski bir albümde fotoğraflar buldum
bir Kızılordu komutanı olan dedemin,
"Oğlum için hatıramdır, Berlin, '45"
Geçtiğimiz yüzyıldan hatıralar
Gün ışığında biçilmemiş o çimlerin kokusu
Bombaların yardığı o toprağın iniltisi
Bir çift asker botu
Eski ve yeni savaşlarda yıpranmış olan...
Yaşamak için ayakta kal
Onlar için ayakta kal
Yaşamak için ayakta kal
Bir zamanlar bizimle olanlara anmak için ayakta kal...
Ukraynalı olmasına rağmen her slav askerinin parçasıdır gözümde. Ukraynaca ya da ingilizce bilmeyen arkadaşlar için naçizane çevirimi aşağıya bırakıyorum.
Ben askerim,
Ben beş senedir uyuyamadım ve gözlerimin altı mosmor,
Kendim görmedim, ama öyle diyorlar.
Ben askerim
Artık bir kafam yok
Botlarla eze eze elimden aldılar.
"Yo-yo-yo" tabur komutanı bağırıyor,
Komutanın ağzı yırtılıyor,
Bir el bombasının patlamasıyla.
Beyaz bandaj, kırmızı bandaj
Askeri tedavi edemez.
(Nakarat)
Ben askerim
Savaşın doğmamış çocuğu
Ben askerim
Anne, yaralarıma bak.
Ben askerim
Tanrı tarafından unutulmuş bir ülkenin askeri
Ben bir kahramanım
Söyleyin bana, hangi romandanım?
Ben askerim
Tek kurşunum kaldı, geriliyorum
Ya ben, ya o
O son vagon
O el yapımı içkiler,
Birleşmiş Milletlerde benim gibilerden milyonlarca var.
Ben askerim
Ben işimi bilirim
Benim işim ateş etmek
Kurşunun düşman
vücuduna saplandığından emin olmak.
Bu reggae senin için, savaş ana, artık mutlu musun?
Ben askerim
Savaşın doğmamış çocuğu
Ben askerim
Anne, yaralarıma bak.
Ben askerim
Tanrı tarafından unutulmuş bir ülkenin askeri
Ben bir kahramanım
Söyleyin bana, hangi romandanım?
I'm a soldier
I'm a soldier
I'm a soldier
I'm a soldier
I'm a soldier
Soldier
Soldier
I'm a soldier
I'm a soldier
I'm a soldier
I'm a soldier
I'm a soldier
Soldier
Soldier
Ben askerim
Savaşın doğmamış çocuğuyum.
Ben askerim
Anne, yaralarıma bak.
Ben askerim
Tanrı tarafından unutulmuş bir ülkenin askeri
Ben bir kahramanım
Söyleyin bana, hangi romadanım?
İngilizce ya da Rusça bilmeyenler için naçizane çevirim.
(link: www.youtube.com/... : Afgan-Sovyet Savaşı'ndan Bir Klip İle)
Yolda üçüncü günümüz, rüzgar, taşlar, yağmurlar
Hala yürüdükçe yürüyoruz, birliğimiz dayanıyor
Yolda üçüncü günümüz, hey kardeş, üzgün durma
Emir emirdir, bunu herkes bilir.
Ufak bir mektup karala, bir askere bundan güzel his yoktur
Kızlarına, oğullarına birkaç kelime yaz.
Gün doğarken bir grup asker ileriye gidiyor
İleriye gidiyor, kazanmaya ve ölmemeye
Ve düşmanı bir güzel indirmeye, yoldaş astsubayım
Senin içindeki ruha inanıyorum asker, asker, asker...
Yolda üçümcü günümüz, rüzgarlar, taşlar ve yağmurlar
Gün doğumunda savaşacağız, güne ateşle başlayacağız.
Yolda üçüncü günümüz, ve bizi neyin beklediğini kim bilebilir ki?
Yolda üçüncü günümüz ve işte gün doğuyor...
Ufak bir mektup karala, güzel evimizdekiler ne yapıyor öğren.
Uzak uzak diyarlardan bulutlar mektubunu bana taşıyacak biliyorum,
Ve gün doğarken tim ileriye gidiyor.
Dünya çöktü, gökten yere tüm dünya çöktü
Ve bir çığlık yükseldi: “Savaş, sen ne biçim bir orospusun!?”
Zırh eridi, makineli tüfek havasızlıktan boğuldu
Ve sen, yoldaş astsubayım, ölümün gözlerinin tam içine baktın.
Gün doğarken bir grup asker ileriye gidiyor
İleriye gidiyor, kazanmaya ve ölmemeye
Ve düşmanı bir güzel indirmeye, yoldaş astsubayım
Senin içindeki ruha inanıyorum asker, asker, asker...