"Git bak bakalım belki buzdolabı yiyecek bir şey üretmiştir" diyor. Buna inanıp gidip bakıyorum mal mal. Nooluyo lan diyip geri kapatıyorum.
"Laylom köfte mi yesek ekmek arası bol soğanlı, he?" Diyor. Defol git iblis diyorum. Gitmiyor.
Venom gibi içeriden içeriden konuşuyor.
"3 Asır oldu kuşbaşılı pide yemedin" dedi geçen. "Pul biber eksene içine, koklaya koklaya yersin. Kuşbaşılı kaşarlı mı yesek? Mmm.. kaşarlı kıymalı ile iyi gidiyor bence iki porsiyon olsun her birinden birer. Üç yap üç. Mantarlı da olsun kalorisi düşük kahvaltıda da yersin"
Bu "kahvaltıda da yersin" zayıf noktam. Tembelliğimden vuruyor beni. Düşünüyorum. Sabah kalkmışım. Kahvaltı hazırlamak yerine akşamdan kalan pideyi tost makinesine offf.
Dün böyle avladı beni. "Laylom diyet için omega 3 lazım. Hamsikuşu yesek mi" dedi. Mantıklı geldi zaten köppek gibi yorgunum. Baktım fiyatı da makul. Ama 1 kiloluk olunca daha makul. "Ver siparişi ver, kahvaltıda yersin kalanı" dedi.
Tamam dedim, kahvaltıda hamsili tost yaparım. Hayali bile güzel. Sipariş geldi ama nası güzel sıcacık çıtır çıtır. "Laylom, sabaha soğur bu, hepsini ye gitsin" dedi pezevenk.
Yedim. Bir kilo hamsiyi, ekmeğin içine gömdüm yedim. Salatayı da, yanında gelen çiğ köfteyi de.
Allahsız restoran "İki kişilik" yazmış.
Biz üç kişiydik. Bir kendim, bir ben, bir de duygusal açlığım.
Böyle bir şey işte psikolojik açlık. Ya da duygusal açlık.
Sizlere de selamı var. "Laylom salçalı makarna mı yapsak, dur dur dolapta peynir var peynirli yapalım" diyor.
Yapmıcam lan. Marul var. Salata yapacağım. Haşlanmış börülce var iki kaşık ondan eklerim. "E o zaman peyniri ona koysana kekik de ekersin şahane olur" dedi vijdansız.
Yok sana peynir... Hayır canım küflenmez ne alakası var buzdolabında duruyor. Hayır Akşam buzdolabına bakarken hatırlatma lütfen bakmayacağım dolaba.