a train in yeni imajını bile başta karşı çıktıkları halde bir reklam ve pazarlama aracı olarak kullanıyorlar. onlar için önemli olan o şeyin ne ifade ettiği veya taşıdığı değer değil sadece para kazandırıp kazandırmaması, bu uğurda kullanılabilir olması veya olmaması aslında. bunu da insanlara gerçekten değer veriyorlarmış gibi sunup insanları buna inandırmaları ve bu ironik inandırma üzerinden kandırma ile para kazanmaları...
bu arada dizi çok feminist. erkek poposu ve memesi görmekten illallah ediyorsunuz. ama yanlış hatırlamıyorsam aksi, kadın bir karakter için bir kere bile olmadı fahişe sahneleri hariç.
özellikle ilk 2 sezon için böyleydi.
şimdi gelelim ana karakterlerin psikolojilerine:
'homelander', çocukluğunda mahrum kaldığı anne figürünü madalyn ile dolduruyor. sex sırasında övülmek, taktir edilmek çok daha hoşuna gidiyor ilgi ve onaylanma açlığı yüzünden ve hep kontrolün partnerde olduğu pozisyonları seviyor. aynı küçük bir çocuk gibi annenin himayesinde olmanın verdiği güven duygusunu arıyor. mevcut hayatının aksine bir anlığına da olsa kontrolü elinden bırakmak, bir otoritenin altına girmenin verdiği belirlilik duygusu içerisinde güven bulmaya çalışıyor. sonrasında da homelander'ı bir çocuk gibi madalyn'in kucağında başını okşatırken görüyoruz. övgüsünü kazanmak için her şeyi yapıyor. ve bu övgünün şirketin başarısı ve imajı üzerinden geleceğini çok iyi biliyor. sup terörist bile oluşturuyor bunun için. ama sonra onun gözündeki değerinin hiç de düşündüğü gibi olmadığını görüyor ve onun profilinde kendisi için oluşturduğu anne modeli yıkılıyor, bağlanacak yeni bir şey bulana kadar onunla idare etmeye devam ediyor ve nihayetinde onu bulduğunda( çocuğunu, sonrasında da stormfront ) madalyn'i öldürüp yeni sevgi ve ilgi odağına yöneliyor. s02e01 de bebek maması yemesi ve süt içme fetişi bunu destekleyen ayrıntılardı. ayrıca madalyn'in bebeğini kıskanıyor. madalyn ona sevgi gösterdikçe rahatsız oluyor. çocukluğundaki mahrum kaldığı sevgi açlığını tüm ülkeye kendini sevdirerek gidermeye çalışıyor. sonradan bu narsistliğe dönüyor. bunun için meave'in tehidini kabul edip oğlundan bile vazgeçiyor başkalarından gördüğü sevgiyi kaybetmemek uğruna.
artık kendi üstünde bir otorite olan madalyn'i ve sonrasında stan edgar'ı ortadan kaldırıp yerine kukla olarak kullanabileceği birini koydurtuyor ve şirketteki tüm kontrolü ve gücü almaya bir adı daha yaklaşıyor. çocukluğunda kontrolü dahilinde olmadan ona yaptırılan şeylerin (deney faresi gibi kullanılması) bir yansıması olarak mutlak güç ve yönetme takıntısı ediniyor. aksi durumlarda bu çocukluk travması yüzünden çok rahatsız oluyor.
'kimiko'nun saatlerce güzel ve normal bir insan olmak için uğraştıktan hemen sonra saniyeler içerisinde eski haline dönmesi çok şey anlatıyordu.
'starlight' onlar içerisinde barınabilmek için onların istediği gibi olmayı kabul etmiş, kendinden tavizler vermiş ve bu yüzden bir kişilik bunalımı içerisinde. meave'in dediği gibi zamanla kendisinden taviz vere vere geriye kendisinden hiçbir şey kalmayabileceğini anlıyor sonrasında.
balık adam 'deep''te ise bunun tam tersini görüyoruz. o, en başından beri kendisini (özellikle vücudunu, solungaçlarını) benimseyememiş biri. o yüzden vought gibi onu şekillendirecek; kendisine, kendini sevebileceği bir imaj verebilecek böylesi bir yapıya muhtaç. ki onu kovduklarında yeniden kendini benimsemesi gerektiği zaman düştüğü karakter bunalımını görüyoruz. yani starlight ile zıt karakterler.
homelanderın çocuğundan mükemmel olmasını beklemesi ve onu zorlaması ileride ondan nefret etmesine neden olabilir. belki homelander'ı alt eden oğlu olacaktır.
kendi çıkarları için oluşturdukları gündem (sup ter) ve halka bunun ne kadar önemli olduğunu empoze etmeleri bir şeyleri hatırlattı mı size :) mevcut durumlarını koruyabilmek ve hatalarının gündemden düşmesini sağlamak için yeni gündemler oluşturmaları, yeni düşmanlar icat edip, halkı bunlarla oyalamaları. bir kaos ortamı oluşturmaları...
3. sezonda 'hughie''nin bildiğiniz götü kalkıyor ve kendisine, kendisinin güçlü olduğunu kanıtlamak için triplere giriyor. strlight'ı kıskanmaya başlıyor çünkü onu kendinden çok zıt, ben değilsem o da o tarzı bir karakter olarak görmeye başlıyor. kendisi daha bir kavanozun kapağını açamayacak kadar güçsüzken o bir sup ve kendisi gibi olmayan, annie ye daha çok benzeyen, daha çok starlight gibi olan eski sevgilisi çıkınca da kıskançlıktan kuduruyor, onu kaybetmekten çok korkuyor. çünkü annie onun için başlıca hayata tutunma direği o dönemlerde. öncesinde the boys'tu. bir repliğinde bunu açıkça söylüyordu zaten. sonra bu "the boys" işlerinden gına gelince hayata tutunacak başka bir direği kalmıyor ve intihar etmek istiyor. sonra kendine yeni bir hayata tutunma bahanesi buluyor starlight'la. hatta sen benim ışığım oldun fln diyordu ':swh'
neyse, işleri kendi başına halletmeye çalışıyor ve bir otorite olarak gördüğü butcher ı bile bir kenara bırakıyor. bir yıl boyunca bir hata ve yalan üzerine kurduğu yeni imajı ve kariyeri sonunda patlak verince bir boşluğa düşüyor ve ekibe geri dönüyor.
geçici compand v ile hughie sonunda o yanıp tutuştuğu güce kavuşuyor. onun sarhoşluğunda kimiko ölmek üzereyken tek umursadığı şeyin yeni güçlü kendisinin olması buna dair o sahnede bir replik bile yokken bu durumu size damarlarına kadar hissettiriyor. yıllarca güçsüzlüğü yüzünden sevemediği, pısırık olduğu için kendine kızan eski kendinden kurtulmanın verdiği doyumu da yaşıyor bu sırada. o da deep gibi kendini benimseyememiş bir karakter ve starlight hep bu tiplerle ilişki yaşıyor. hatırlayın meksikali sup sevgilisi de öyleymiş. rehabilitasyon gördüğüne dair replikler vardı. ama fark şu ki hughienin aşağılık kompleksinin kaynağı, babası gibi olmak istememesi sonucu güçsüz görünmekten, eziklikten nefret etmesi aslında. ama şu replikten sonra kendini ve babasını kabullenebiliyor diğerlerinin aksine:
"ı spent so much time thinking he was... sad and-and weak. just a loser. but you know what? dad... was there. taking care of me during-during the worst days of his life, just trying to keep the lights on ..and a roof above our heads. he wasn't weak. ı just, ı-ı didn't know what strength was."
"sürekli onun; üzgün, zayıf ve ezik olduğunu düşündüm durdum. ama aslında babam oradaydı. hayatının en kötü günlerinde bana kol kanat gerdi. evi geçindirmeye çalışıyordu. başımızı sokacak bir yerimiz olmasına... o zayıf değildi. ben sadece gücün ne olduğunu bilmiyormuşum."
mm, frenchie ve butcher'a girmiyorum. dizi sırasında karakter derinleştirmeleri açık açık yapıldı zaten.
--
spoiler --