"altın açısından zengin olduğu bilinen afrika kıtası, tuz bakımından fakirdi. en yakın tuz kaynağı 1800 km uzaktaki avrupa kıtasındaydı. tuz deyip geçmeyin çünkü tuz; havu, su ve yiyecekten sonra gelen en hayati üründür. tuzu çıkarıp akdeniz'i geçerek afrika limanlarına getirmek kolaydı ama daha aşağılara indirmek ölümcül derecede riskliydi. tüccarların bulduğu çözüm yolu ise çok ilginçti. her tacir, sahil kenarına dizilmiş tuzunu işaretlerdi. ardından büyük bir yaya ordusu kurup, tuz bloklarını elden ele aktararak önceden belirlenmiş noktaya taşır ve yarım günlük yolculukla geri çekilirlerdi. bu sefer alıcılar gelir, beğendikleri malın önüne uygun gördükleri nesneyi bırakıp geri dönerlerdi. dolayısıyla alıcılar ve satıcılar asla görüşmez, pazarlık yapılmazdı. zorlu bir trampaydı ama karlıydı. tuz standartı olarak tarihe geçen o günlerde, altının değeri tuza eşitti. özellikle sudan halkı için tuz, altından değerliydi. işte ingilizcede ücret anlamına gelen salary ile italyanca, ispanyolca ce portekizce dillerindeki salario sözcüğünün tuz anlamına gelmesi tuzun trampa dönemindeki kıymetiyle ilgilidir." altıntı: antik çağdan geleceğe para- dursun ali yaz