birtakım yükümlülükleri (çamaşır yıkama, ütü, yemek yapmak gibi) kadına yükleyerek, gösterdiği emeklerin karşılığını ekonomik işleyişlerin dışında tutarak karşılıksız ve ücrete dayalı olmayan bir çalışma düzeni altında bırakıp , bizzat kadın üzerinden artı değer sağlanmasına dayanan kapitalist düzenin icat ettiği bir kurum.
neyse, çok sosyalist bir yorum oldu sanırım. günümüze geldiğimizde gitgide kurumsal güvenilirliğini, kendisine olan talebi kaybeden bir olgu haline gelmiştir. esasen uygarlık tarihinden beri çeşitli tanımlamalar altında karşı cinslerin bir "çatı" altında yaşayıp, bir "yastıkta" kocadıkları ilişkiler bütünü vuku bulmuştur fakat günümüzün modern evlilik anlayışından ziyade, seks'in bilincinde olmadan üremenin getirdiği karmaşanın belirli bir "akrabalık" çerçevesine oturtulma gayesi olduğu görülmektedir.
aşk, sevgi, kaybetme kaygısı, hep kendisine ait olduğunu bilmenin getirdiği özgüven vb. elbette anlaşılabilir sebeplerdir ve her tercihe olduğu gibi, evliliği tercih eden insanlara da saygı duyulması gerekir. fakat özellikle yeni mezun, görece gençlerin beşinci sınıf bir memurun tasdiki için bu kadar borca girmelerini anlayamıyorum; "gönüller bir olunca, samanlık seryan olur." özdeyişi eskidendi gençler. o zamanlar talep edilecek objelerin sayısı ve niteliği oldukça düşüktü. kısacası evlilikte de esas üretim aracı "kol kuvveti" idi. haliyle evet, gönüllerin bir olması bir şekilde samanlığa etki ederdi lakin ya şimdi ?
evlenmeyin, evlilik şöyledir böyledir demek benim haddim değil fakat böyle bir tasdikname öncesi lütfen ekonomi planlamanızı iyi yapın; ne kendinize eziyet edin, ne de yarın öbür gün sahip olacağınız çocuğa. ben okumuş adamım, ben şöyleyim, ben cahil değilim demeyin; oturun hesap kitap yapın ciddi ciddi, proaktif yaklaşımı en çok göstermeniz gereken durumlardan birisidir evlilik. ne konumlarda olan, lsoe mezunu ne kadınlar tanıdım 40'ından sonra "ay ama hormonlarım gereği üremeliyim." deyip de, tamamen bencilce bir içgüdü ile çocuk yapan. erkekleri hiç sormayın zaten.
neyse, umarım bir ömür birbirinize pişmanlık hissettirmeyeceğiniz, ekonomik olarak ne kendinize, ne de çocuğunuza eziyet etmeyeceğiniz bir evlilik hayatı yaşar, mutlu olursunuz ve bizler de uzaklardan mutluluğunuza tanıklık ederiz.
Dostoyevski'nin de dediği gibi;
"evlilik, bütün bağımsızlıkların manevi ölümüdür."
"Siz Bay Chinaski olmalısınız?
Evet
Bir düğüne ya da bir cenazeye yarım saat geç kalır mıydınız?
Hayır.
Neden, lütfen nedenini açıklayın?
Benim cenazem söz konusu ise zamanında orda olmam gerekir. Düğün benim düğünümse zaten cenazem demektir."