kullanıcılarının anlık fotoğraf ve hikaye paylaştığı, canlı yayın yaptığı sosyal medya sitesi. eskiden daha çok yemek ve doğa fotoğrafları paylaşılırken şimdilerde ise et pazarına dönmüştür.
seksi pozlarla bir dünya takipçi kazanılabilecek sosyal medya platformlarından en çok bilineni. bir de bütün hayatını burada yaşayanlar var. yani hadi mutluluklarını burada yaşayanı anlıyorum yine. çok mutlu olmuş, güzel yerler görmüş, güzel şeyler yemiş içmiş, çekmiş paylaşmış. eğer bu yaptıklarını sırf paylaşabilmek için yapmıyorsa, o zaman bunu çok da garipsemiyorum. ama bir de üzüntüsünü burada yaşayanlar var. yani ne bileyim, sevdiği birisine bir şey olmuş, birisi ölmüş, hasta olmuş falan. korona paylaşan var ya bir sürü. nefes alamıyorum diye çekmiş koymuş. arkadaşım! nefes alamıyorken fotoğraf ya da video çekip koymak nedir? hayır bir de bunu beğeniyor yakınları? nefes alamıyorsun ha! geber!
ilginç bir kitleye sahip platform. kütle mi deseydim?
Yıllardır öldü bitti diyorlar ama henüz öyle bir şey olmadı. Bu gidişle de olmayacak gibi. Kalitesi düştükçe düşer ama bir yerden sonra sabitlenir ve uzun süre burada tutunur.
Ne yalan söyleyeyim ben zamanla eskort kataloğu olacağını düşünüyordum fakat çıplaklık konusunda hassas ve yasaklayıcı olduğu için iş oralara gelmedi. Twitter'a özenip daha özgür bir telden çalmaya başladığı gün bittiği gündür diyebiliriz.
hadi sol majör gama telif attın (İnstagram/#4489), johann sebastian bach çalan bir klasik müzikçinin videosuna nasıl telif atmayı becerebildin merak ediyorum doğrusu sayın instagram algoritması.
adam öleli 272 sene olmuş, teliflik bir yanı kalmış artık bunun...
5n1k sorularına cevap bulabileceğiniz "sosyal medya" uygulaması. Neden bu kadar özelimizi paylaşma ihtiyacı duyuyoruz? Birileri görsün birileri beğensin birileri birileri... Kendinizi olmadığınız birileri gibi göstermek ise başka bir durum.
herkesin şikayet ettiği ama bir türlü de vazgeçemediği platform.
ısrarla bir şeyi göz ardı ediyor insanlar ve kendi ütopyaları içerisinde boğulmaya devam ediyorlar. dünyanın bizzat kendisi değiştiği gibi, ahlaki normlar da değişti. hangisi doğru, hangisi yanlış diye mutlak bir cevap verememekle beraber; herkesin kendi doğrularını yaşaması gerektiğini düşünenlerdenim. istisnasız her ortamda unvanı, yaşı, cinsiyeti, sahip olduğu sosyal kapital veya maddi gücü gibi hangi parametrelere sahip olunursa olunsun, kadın / erkek ilişkilerinin indirgendiği seviyenin ve ilişkilerde öncelikli tercihin değişmediğini uzun yıllar boyunca tecrübe etmiş birisi olarak, lütfen şikayet etmeyin artık.
şimdi oturup uygarlıklar tarihinden girip, sosyolojik evrimden veya insan doğasından bahsedecek değilim; hem o düzeyde yetkinliğim yok, hem de bilmişlik yapacak kadar hadsiz değilim lakin günümüzdeki esas sorunun veya bizlerin sorun olarak lanse ettiği şeylerin kaynağını iyi belirlemek gerekiyor.
ne okursanız okuyun, ne izlerseniz izleyin, ne araştırırsanız araştırın; günün sonunda şuna kani olursunuz ki, toplum olarak özgüveni düşük, çocuklarımızı birey olarak yetiştirme noktasında sınıfta kalmış milletiz. 5-10 dakikalık dünyevi keyifler için sürekli bir sözlü / yazılı taciz peşinde olan erkekler olduğu kadar, 'kadın olduğunu belli etme' hastalığından mustarip olan bir o kadar da dişi insan var. ne şikayet edilen instagram, ne de beyaz yakalı diye tabir edilen paçalı güvercinlerin yaşadığı plazalar, ne de sokaktaki kıraathaneler; fark etmiyor. olay her yer de aynı, hiç değişmiyor dikkat çekme / ilgi manyağı olma / kadın olduğunu belli etme / zengin bir erkek olduğunu belli etme çabaları, tavırları.
demek istediğim sapıklık, ahlaksızlık, erdemli olma, başarılı olma gibi aklıma şu an gelmeyen birçok olumlu / olumsuz kişilik özellikleri, artık çok göreceli hale geldi. sizlerin çizdiği yaşam çerçevesine göre birileri 'sapık' olabilirken, bir başka yaşam şemasına göre 'marjinal' olabiliyor.
herkes bıktı inanın, istisnasız herkes. biri çıkar kaslı vücuduyla birlikte doktor önlüğü giyerek pusuya yatar; bir diğeri dudaklarını afrika papağanı gibi büzüştürüp dikkat çekmeye çalışır falan. yapaylıktan bu kadar sıkıldığını iddia edip, bu kadar yapay olabilen başka bir toplum daha var mıdır bilmiyorum.
en çok da (bkz: sabahattin ali) 'ye üzülüyorum. adamcağız bilse ki ülkenin yarısı, en güzel eserleri ile birlikte, sanki cilt bakımı yapmayı çok biliyorlarmış gibi (halbuki testere ile traş olmuş gibi) bacaklarını dekore ederek poz verip; enfes sanatsal kompozisyonlar oluşturarak, qitap qeyfi yapıyorlar. bir de kitaplarını, aralarına patates ekilse bir ayda mahsul verecek sakalları arasına koyup, uyuyormuş pozu veren tipler var ki öf, öf, öf.
bu kadar eleştiriyorsun, nereden biliyorsun diye sorabilecek üstün zekalılar çıkabilir; toplumun her katmanı, zaten bir instagram değil mi artık ?
neyse, ne diyecektim ben;
1- cilt bakımı yapmayı öğrenin. 2- sakallarınızı temiz tutun. 3- korsan kitap almayın.