çok tanrılı bir teolojiye dayanan din. yunan mitolojisi'ni bünyesinde barındırır. vahye dayanan bir din değil de, daha çok mitolojiye ve sözlü geleneklere dayanır.
tanrılar belirli bir hiyerarşi içerisinde olsalar da, "iyi tanrı" veya "her şeye gücü yeten tanrı" gibi özellikler taşıyan bir tanrı yoktur. onlar da insanlar gibi belirli güçlerin etkisindedirler. ayrıca insanlar gibi davranışları vardır. arada da kendi aralarındaki mücadeleye insanları dahil ederler. aslında bu bakımdan da kökeni olan hinduizme çok benzer.
vahiy ve kutsal kitap gibi otoriteler de olmaığı için, tek bir tapınma düzeninden bahsetmek zordur bu dinde. daha çok festivaller, kurbanlar, sunular üzerinden ilerleyen bir dindir.
kadınların özel bir yeri vardır bu dinde bir de. kendisini din kadınlığına adayan bir kadın epey çok kazanırmış. bunun sebebi de, bakire kadının sunduğu kurban ve sunuların daha makbule geçeceği inancıymış.
aslında roma, yunan kültürüne epey gıcık olsa da (italya'daki komşuluklarına dayanıyor bu gıcıklık); roma'nın mö 146'da yunan yarımadasını fethetmesiyle yunan kültürü roma'yı etkisi altına almıştır. haliyle yunan dini de, tam yok olmak üzereyken, kendisine yeni bir yuva bulmuştur.
sanılanın aksine, ölümü hristiyanlıkla beraber olmamıştır bu inancın. zaten romalılar gelene kadar epey zayıflamıştır. hatta bu dönemde halkın çoğu festivallere bile katılmıyormuş. romalıların yunan kültürüne kucak açması, sadece bir ii. abdülhamid dönemi yaşatmış bu inanca. yoksa zaten yok olup gidecekmiş.
bu inancın zayıflamasında felsefe ve büyük kültlerin çıkışı etkili olmuştur. felsefeyle uğraşanlar "ne işim var lan benim dinle" demiş, kültlerle ilgilenenler de "bizim şeyhimiz daha güzel şeyler öğretiyor bikerem" deyip yunan dinini önemsememeye başlamışlar.
rönesans ile birlikte antik yunan kültürü hortlayınca, tekrar elitler arasında ilgi görmeye başlamıştır bu din. ama bu hortlayan dinin aslında biraz uydurma bir din olduğunu söyleyen tarihçiler de mevcut. hatta antik yunan dini üzerine aslında çok az şey bildiğimizi ve tarihçilerin boşlukları kafasına göre doldurduğunu iddia eden tarihçiler de mevcut.