aynı egzersiz gibi, ne sporu yaptığınıza, hangi dönemde (kas alma, siklet düşme, düzlük, endusans, kuvvet, sakatlıktan çıkış...) olduğunuza göre değişiklikler gösterse de genel anlamıyla, protein ağırlıklıdır. şeker yoktur, ekmek, makarna, pilav azdır.
bu yüzden diyetisyenlerin bile birbirini yediği bu konuda, şu ortamda en fazla kişisel görüş paylaşabiliriz. lisedeyken sabah koşan, öğlen hentbol takımıyla kondüsyon çalışan, akşam ısınmak için kung fu ve üzerine asıl meselem olan boks antremanı yaparken beslenmem aşağı yukarı şu şekildeydi:
kahvaltı: kepekli kraker, balık (aynen), peynir
öğle yemeği: yumurtalı sandiviç
akşam atıştırması: kavrulmuş kıyma/ tavuk göğsü
antreman sonrası: bol balık
Her öğün çiğ ıspanak/ marul.
her gün aynı şeyi yiyordum. en fazla haftasonu bir omlet falan oluyordu. yemek benim için bir keyif olmaktan çıkmıştı, bu bakış da çok yardımcı oluyordu.
sonradan zaten zayıf halimle bir de siklet düşme derdine düşünce yumurtalı sandviçin yerini bir sürü yumurta beyazı aldı, kavrulmuş kıyma da çıktı. asla bakliyat yemediğim için pahalı bir diyetti ama yaşadığım ülkede et ve balık ucuz olduğundan sorun olmuyordu. sağolsun babam o senenin sonunda lisans belgeme imza atmadığı için hepsi boşa gitti ama başka zamanın konusu.
şimdi sporu ciddi aldığım dönemde aralıklı oruç + protein takviyesi alıyorum ama sakatlığımdan beri o dönemler de geride kaldı. insanlar sporun sadece egzersiz kısmını görüyor. bu tip bedellerini anlamıyorlar.
bu konuda da biraz yaptığımı yapma, dediğimi yap durumu var. resmen şekerle beslenen uzun mesafe koşucuları da gördüm.
tek başlarına on fakir çocuğun yeterli beslenmesini sağlayacak proteini tüketiyorlar. neymiş, kas yapacaklarmış. meh. günlük duyarımızı da kastık. içimiz rahat.