Eşi Zübeyde Temizel'e yüksek maaşlı bir iş ayarladığı gerekçesiyle hakkında dava açılıp referandum ile görevden alınan, Almanya'nın Frankfurt kentinin belediye başkanı.
Nedense öyle çok büyük bir şaşırma duygusu hissetmedim. Neden olabilir acaba? Türkler olarak neredeyse hepimiz bu kokuşmuş zihniyetleri genlerimizde taşıyoruz, bunlar resmen gelenek ve göreneklerimiz olmuş, bizim için sakız çiğnemek kadar basit şeyler, acaba sebebi bunlar mı? Galiba orayı Türkiye sanarak, rahatça, ceza almadan yolsuzluk yapabileceğini düşünerek Peter Feldmann'den böyle bir şey yapmasını istemiş. İşte sonuçları da böyle olur. Gerçi bir açıdan bakınca "ikinci Türkiye" olduğunu söylemek yanlış olmaz, milyonlarca Türk yaşıyor zira.
Hani "Neden Avrupa Birliği bizi almak istemiyor?" diye sitem edenler, üzülenler var ya, işte daha çok beklersiniz bunun gerçekleşmesini. Yahu "yolsuzluk" ve "ahlaksızlık" kelimeleri ile özdeşleşmiş bir topluma sahipsin, Almancada bile "aldatmak" anlamına gelen "türken" diye bir eylem kelimesi var, Avrupa Birliği senin gibi bir ülkeyi ne yapsın? Üstüne üstlük Avrupa Birliği'nin kurucusu bir ülkede böyle şeyler yapmaya kalkıyorsun, Türkiye'yi ve Türkler'i sadece Almanya'ya değil, tüm dünyaya rezil ediyorsun. Belki 3895 senesinin son perşembesinde Avrupa Birliği'ne katılmış oluruz.