bu sene okuduğum neredeyse tüm romanlar sesli kitaptı. elbette gözle okumadan çok daha yavaş ve iç sesiniz yerine ses sanatçısının sesi var, onun da tadı ayrı. x1.25 hızda sabitledim, mis gibi gidiyor.
iyi bir ses sanatçısının kolaylığı, karakterleri farklı aksan ve tonlamalarda konuşturduğu için, karakter isimlerini hatırlamasanız bile (roman okurkenki en büyük derdim, bu yüzden klasik okumayı bıraktım) kimin konuştuğunu cuk anlamanız.
bir iki ağır metin deneyeyim dedim, kafam almadı. husserl dinlerken yarım saat sonra kendimi tamamen kopmuş, yoldaki balyaları sayar buldum. kafam basmadı seslisine.
her kitap için geçerli olmasa da hikaye, öykü, masal yada kısa romanlar için tercih ettiğim yöntem. uzun romanlar için tercih etmiyorum çünkü ben okurken çokça düşüncelere dalan biriyim. o yüzden fazla bölünüyor, sürekli geri almak zorunda kalıyorum. bu da zevk vermiyor kitaptan kopmama neden oluyor.
özellikle de işe gidip gelirken ki mesafede dinlemeyi tercih ettiğim için çokça kitap bitirdim böyle. hız bir süre sonra yetmiyor. ben çoğunlukla x1.50'de bazen x1.75'de dinliyorum. (bkz: storytel), (bkz: dinlebi) gibi uygulamalar gerçekten güzel. paralı uygulamalar olsa da eğer çokça vaktiniz varsa ve ayda 2-3 kitap bitirebiliyorsanız değiyor. sonuçta kitaplara da baya zam geldi.
(bkz: zülfü livaneli)'nin bir çok eserini böyle bitirdim. (bkz: çehov), (bkz: maksim gorki), (bkz: jack london) gibi yazarların kitaplarını böyle bitirdim.