hepburn romanizasyonu ve kunrei-shiki romaji'ye göre "samurai" şeklinde yazılan, türkçe'de samuray, kanjisi 侍 olan japon savaşçı sınıfı.
kanjisi iki gösterge iminden oluşur. birincisi insan ( 亻), ikincisi tapınak (寺) anlamına gelir. yani bunların dini yönü de vardır.
ortaya çıkışları üniversitelerde japon tarihi öğretilirken genelde "feodalizm gelişti, ondan ihtiyaç duyuldu kendilerine" şeklinde yüzeysel anlatılır. ama aslında ortaya çıkış sebepleri japonların tang hanedanı devlet yönetimini kopyalamalarıdır. zaten heian dönemi'ne kadar japonların her hareketi çin özentiliğinden başka bir şey değildir.
işte tang hanedanı özentiliği bir nevi japonlar üzerinde "alışmadık götte don durmaz" sonucunu doğurmuş ve iç isyanlar patlak vermiştir. bu iç isyanlar neticesinde de köylüler ve çiftçiler silahlanma imkanı bulup (kendilerini kimse korumayınca, "iş başa düştü" deyip silahlanmışlar) klanlaşma yoluna gitmişler ve böylece samurai sınıfının temelleri ortaya atılmıştır.
sonra tabii klanlar daha da büyüyüp bir tane köyle sınırlı kalmıyor ve şehirlere kadar yayılıyorlar. böylece de japonya'da feodalizm doğuyor. işte bu feodal lorldlar da, topraklarını korumak için profesyonel askerlik yapan kişilere ihtiyaç duyuyor. zaten silahlanmış ve köy koruma konusunda tecrübeli olan köylüler de feodal lordun hizmetine giriyor. böylece samurai sınıfı doğuyor.
dikkat ederseniz daha tapınak konusuna girmedik.
budizm japonya'ya giriş yapınca zen budizmi ve arı ülke budizmi japonlar arasında popüler oluyor. özellikle samuraylar, cennet vaadinde bulunduğu için arı ülke budizmi'ni pek seviyor. samurayların cesaretli olmalarının sebebi de, vikinglerin valhalla'sı gibi bir cennete dayanıyor.
haliyle samuraylar savaşlarda ya sağ kalayım, ya da budist cennetine gideyim diye tapınaklar kurup içlerine kendisi için dua eden keşişler koyuyor. böylece de samuraylar, japon budizmi nezdinde "tapınak hizmetçisi" gibi bir unvana erişiyorlar. adamlar bir nevi "templar" oluyor böylece.
tabii daha sonra bu tapınaklar da güçleri ellerine alıp samurayları maymun edip oynattıkları yetmiyormuş gibi, bir de japonya yönetiminde büyük sorun çıkartıyorlar, orası da ayrı. feodal japonya'yı imparator-tapınak-shougun şeklindeki üçlü sacayağı dengede tutuyor özet olarak.
Samuray denildiğinde aklıma gelen ilk kişi miyamoto musashi'dir.
1584-1645 yılları arasında yaşamış yenilmez bir samuray ve öğretmendir. İlk düellosunu 13 yaşında yapmış ve uzun, çok uzun ömründe karşısına her çıkan rakibini ya öldürmüş ya da sakatlayıp savaş dışı bırakmıştır.
Yaşlandığında kitaplar yazmaya başlayan musashi'nin en meşhur kitabı beş çemberin kitabıdır, bu kitabı japonyada ceo'ların baş ucu kitabı diyerek överler, zira miyamoto musashi yazdıklarında kılıç nasıl tutulurdan ziyade dinginlik nasıl sağlanır, gelenek nedir, insanın hayata karşı duruşu nasıl olmalıdır gibi konulara da değinmektedir.
377 yıl önce ölmüş olan bir samuraydan ders almak isterseniz, bleu noir size the book of five rings/beş çember kitabı'nı önermektedir.
t: yazarın favori mentorlarından birinin bulunduğu savaşçı sınıfı.
aslında paradigma değişimini ıskalamanın ne büyük batık yatırım olduğunun göstergesi bu derebeyi fedaileri.
- kılıçta çok üstünüm. öyle üstünüm ki acayip üstünüm. kılıçta aştım. kılıçta aşılamaz noktadayım.
- kardeş ben o kadar kasmadım ama bende tüfek var. dur senin limanları topa tutayım, iki ay acıklı bağırtayım.
karanlık orman'da güzel anlatır bunu: cengiz han kendi döneminin en büyük savaş dehasıydı. bugün yöneteceği atlı birliklerin ufak bir modern alay karşısında bile şansı yoktur. kılıcı eritip bük bük dur sen samuray efendi. topu alan edo'yu geçti.