iyi bir kurguda, aklına gelen, kullandığın fikrin, daha büyük bir soruyu irdelemekte araç olması gerektiğini düşünenlerdenim. yani on milyon birinci kurtadam romanını yazıyorsan, bunu arkasında bir tık derdin olmalı. duncan da kurtadam mitini insan olmanın anlamı ve katı olan şeylere yüklediğimiz anlamlara gerçekten ikna olup olmadığımızın sorgulanması için kullanıyor. öyle bir cümle kurdum ki ben okusam anlamam.
yani efendim, hannibal romanında tartıştığımız üzere, "insan" diye yücelttiğimiz et, sinir, hormon yığını gerçekten yüklediğimiz anlamı hak eder mi? ikincisi, sen gibi kimse kalmadıysa, hala hayatta kalmaya değer mi? mesele up'daki adamsın, tüm komşuların arazisini satmış, o son evi inadına tutacak mısın? öyle disney bir roman.
Alıntı:
Büyük ahlak filozoflarının her seferinde estetik üzerine de yazmış olmaları tesadüf değildir. Birşeyi neyin doğru (yanlış) yaptığını çıkatmak, birşeyi neyin güzel (çirkin) yaptığını çıkartmaya benzer. Bu günlerde biliminsanları bu yolda ilerliyor: Kanıtlanamaz evrenbilimsel saçaklarda güzellik sallanıyor. Artık matematiksel modeller süpermodeller gibi: Gözdelikleri, simetrileri, zerafetleri var. Bunun çok da şaşılacak bir tarafı da yok. Modernite mutlak ahlak ve objektif realite işini bitirdi, geriye sadece güzellik kaldı. Güzel olduğu sürece hangi teoriyi koynumuza almayız ki? hangi vahşeti affetmeyiz?