1. Ken kesey'in aynı isimli romanından uyarlanma, 1975 yapımı, 5 oscar ödüllü bir drama/komedi filmidir.
    Başrolümüz (bkz: ) bu filmdeki performansıyla 1976 en iyi erkek oyuncu ödülünü kazınmıştır. Ayrıca filmin yönetmeni olan milos forman ise 1976 en iyi yönetmen ödülüne layık görülmüştür.
    Filmde, Akıl hastanesine yeni düşen mcmurphy karakterinin gözünden buradaki insanların tedavi adı altında gördükleri işkenceye tanık oluyoruz. Yeni olduğu için hastanedekilerin aksine daha iflah edilmemiştir, üstüne karakteri de buna hiç uygun değildir. Diğer insanların durumuna şaşar ve buna dayanamaz. Sonrasında ise Buradaki insanların ve hastanenin, mcmurphy'nin teşviğiyle durumlarının farkına varıp bunu değiştirme çabalarını ve bu çabaları sebebiyle katlanmak zorunda oldukları sonuçları izleriz.
    Hikayenin akışına kapılmanın yanı sıra filmin sonlarına doğru da aslında Çoğu şeyin akıl hastanesi içinde çok iyi sembolize edildiği bir film olduğunu anlarız. Şöyle ki:

    -- spoiler --


    Baş Hemşire:  Her türlü otorite ve devleti temsil ediyordur.

    Akıl hastanesindeki deliler: Toplumda normal olarak kabul edilen insanlardır. Aslında bu şartlar altında bile isteye yaşayanların asıl deliler olması gerektiğine dair bir göndermedir. Bunun farkında dahi olmadan mutlu mesut yaşayanlar vardır çoğunlukla. İçinde doğduğu bu düzen üzerine hiç düşünmemiş, belki başka alternatiflerin de olabileceğini hiç düşünmek istememişlerdir. Direk kabullenmiştir ve bu yüzden mutludur.
    Aynı zamanda dışarıdaki dünyanın, o alternatif düzenin, farkında olup mutsuz olanlar vardır. (Gönüllü kalanların çoğu). Her ne kadar dışarıdaki dünyada daha mutlu, daha özgür olsalar da o dünya ile beraber gelen riskleri ve belirsizlikleri göze alamadıklarından bir türlü konfor alanlarından, bu yapay ve sağlıksız düzenden çıkamamaktadırlar. Bilinenin güvenilirliği ve alışılmışın rahatlığı içerisinde bir kenarda ömürlerini öylece çürütmeyi ve ölmeyi beklemeyi tercih ederler. Billy'nin henüz hazır değilim diyişi bunu açıklamaktadır.

    McMurphy ve Chef (deli olmadığı halde hastaneye tıkılanlar): toplumdaki delileri temsil ediyordur.
    Mcmurphy ile Chef arasındaki fark ise Chef uzun süredir tımarhanededir; onlar gibi olmazsa, onlara benzemezse bu düzende barınamayacağını anlamıştır. McMurphy ise bu düzeni kabullenmek istemez. Ama bu düzen öyle bir kök salmıştır ki deli olmyanı bile delirtir. Gerekirse zor da kullanarak (lobotomi) eninde sonunda kendine benzetir bu sistem. McMurphy Kendisini onlara benzetmektense onları kendine benzetmeye, deli olmadıklarını göstermeye çalışır Ve ironiktir ki bunu tek yapan kişi McMurphy'dir. Akıl hastanesi her ne kadar rehabilitasyon adı altında onları tutsa da onların iyileşmesine dair hiçbir şey yapmamakta, üstelik sürekli verdiği ilaçlarla onları uyuşturarak düşünmelerini engellemektedir. Böylece bu düzenin farkına varmadan koyun gibi güdüleceklerdir. Otorite sahibi için hiçbir tehtit oluşturmayacaktır. Otorite sahibi de bu gücünün sürekliliğini sağlamak için sürekli buna başvuracaktır. Mağdurlar ise cahilliğin mutluluğu içerisinde yaşayıp gidecektir. Günümüzde bu, sosyal medya olsun televizyon olsun gazate, internet, reklamlar, kitaplar vs. gibi şeylerin bazıları içinde sürekli yapılmaktadır. böylece algılarımızı istedikleri kanallara yönlendirip hem kendilerine bir tehtit olma durumundan çıkartırlar hem de bu durumu kendileri lehine çevirerek kendi pis çarklarını daha da döndürürler. Bu da yetmezmiş gibi otorite figürü olan baş hemşire, otoritesine bir tehtit gördüğünde karşısındaki hastanın kusurlarını direk yüzüne vurur ve altındaki hizmetlilere müdahele ettirir: kolluk kuvvetleri, polis vs. Bunların da çoğunun siyahi olması köleliğe bir gönderme olabilir. Nitekim yönetimde olanların hepsi beyazdır.

    Sürekli çalan yüksek sesli müzik, halkın bastırılmaya çalışılan sesi içindir. McMurphy' nin tepkisi de bu sistemde sesin çıkmazsa duyulmazsın, seni bastırırlar gibi bir şeydir. En yakınındakine bile sesini duyurman için bağırman gerekir. Hemşirenin tepkisi de eğer sesini kısarsam bunu duyamayacak olan kulakları sorunlu insanlar var bazıları için bu müzik onların herşeyi  demek olur...

    Billy ilk defa kendi isteyerek, doğasına uygun olarak özgürce bir şey yapmıştır. Sonrasında bunun getirdiği özgüven ve kendine getirmeyle kekelememiştir, ilk defa düzgünce konuşabilmiştir. Ama hemen akabinde hemşire onun zaaflarını direk yüzüne vurup iyileşmiş hastasını yeniden istediği haline yani hasta haline döndürür ve kekelemeye başlar yeniden. Sonrasında da arkadaşlarına ihanet ettiğinden midir yoksa maruz kaldığı tehtidlerin üzerinde oluşturduğu anksiyeteden midir bilinmez intihar eder dayanamaz artık bu baskıya billy.

    En sonda McMurphye lobotomi yapıldığında chef, birlikte kaçacağız diyip onu öldürür ve aslında kurtarır onu bu düzenden. Böyle yaşamaktansa hiç yaşamamak daha iyidir der sanki.

    Sonra ise Chef doğaya kaçar. İnsanoğlunun kendini izole edip kurduğu bu yapay düzenden kaçıp daha özgür olabileceği ama bununla beraber daha ölümcül ve konforsuz olan doğayı seçer. Konfor alanından çıkar.


    -- spoiler --


    Son olarak filmden beğendiğim repliklerle bitiriyorum. Özür dilerim çok uzun oldu

    Bu yüzden hapse girdim ve şimdi de bana kahrolası bir sebze gibi davranmadığım için deli olduğumu söylüyorlar, bu benim umrumda bile değil eğer delilik buysa evet ben
    deliyim ama beni değiştirebileceklerini sanıyorlarsa gerçekten çok aldanıyorlar hepsi bu.

    Başkalarıyla birlikte geçirilen zaman çok iyileştiricidir. Oysa yalnız başına kara kara düşünmek yalnızca kopukluk hissini arttırır.

    Siz deli olduğunuzu mu sanıyorsunuz?. Değilsiniz..! Sokaklarda dolaşan insanlardan daha deli değilsiniz.

    Verilen emirlere asla uymadığın için senin akıl hastası olabileceğini düşünüyorlar.
    #6416 konf300 | 3 yıl önce
    2film