en sevdiğim bilim kurgu dizisidir. hicivsel bir tarzı vardır, hedefi genellikle günümüz insanı olduğundan izlerken fazlasıyla rahatsız edici olabilir nosedive bölümü gibi. her bölümü neredeyse birbirinden bağımsız konularıyla farklı senaryo ve oyuncuları içeren birer saatlik bilim kurgu filmleri gibidir. insanın ufkunu iki katına çıkaran diziler listesi yapacak olsam kesinlikle ilk sırada olurdu bu dizi. her bölümüyle apayrı bir beyin fırtınası ve sanatsal zevk yaşatır izleyicisine (5. sezon hariç). her bir bölümün özene bezene hazırlanılmış mindfuck senaryolarından tutun bu konu ancak bu kadar güzel işlenebilirdi dedirten çekimlerine kadar başlı başına bir şaheserdir kanımca. 6. sezonunu çekmeye başlamışlar umarım baştan savma olmaz 5. sezon gibi, beklediğimize değer en azından. her bir bölümü ayrı bir entryi hakkediyor bu dizinin o yüzden sadece bir bölümüne dair izlenimlerimi yazacağım yoksa işin içinden çıkamam sanırım *
-- spoiler -- bence freud yaşasaydı favori bölümü açık ara playtest olurdu. playtest bölümünü, douwe draaisma'nın düş dokumacısı kitabını okuyup izlerseniz bölümün bilimsel tutarlılığını görünce bu bölümü favorileriniz içerisine alacağınızı düşünüyorum. şöyle anlatmak gerekirse beynimiz tam bir hikaye oluşturma makinasıdır aslında. sürekli çevresinden aldığı bilgileri birleştirerek anlamlandırmaya ve bir hikaye oluşturmaya çalışır, içlerinden en mantıklı ve uygun olanını da bizlere algı olarak sunar. ama halihazırda oluşturulan diğer hikayeler bilince çıkamasa da bilinçaltında varlığını sürdürür. bilinçaltımızdaki diğer hikayelerle, korkularla, kaygılarla ve düşüncelerimizle birleşebilir. bunlar da beynimiz dış dünyadaki bilgileri anlamlandırmayı kısmen bıraktığında yani uyuduğumuzda rüya olarak yeni bir algı şeklinde karşımıza çıkabilir.
oyun şirketine giriş sahnesini tekrar izlerseniz ölen arkadaşın beynine takılan deneysel aletin oluşturduğu nöron ateşlemeleri sonucu gördüğü rüyamsı şeyin şirkete girerken görmüş olduğu ilgisini çeken şeyler olduğunu görürsünüz. giriş katındaki korku evi afişi, içeri girerken önünden geçen örümcek tişörtlü çocuk, girişte hareketsizce tepki vermeden bekleyen güvenlik, şirket çalışanlarının geliştirdiği oyun karakteri, annesinin araması vs. vs. o an bu girdilerle beyninde oluşturduğu bize sanki deneysel aletin çalışmasıyla yaşadığı şeylermiş gibi aktarılan hikaye aslında beklentileriyle oluşturduğu beyninde saklanan potansiyel bir rüyaydı. hatta bu rüyayı daha öncesinde bilinçaltında yatan kaygı, korku ve şüpheleriyle birleştirdiğini de gördük: evinde kaldığı kızı suçlamasa da alttan alta banka hesabını boşaltanın o olduğunu düşünmesi, annesinin telefonlarını açmadığı için kafasında kurduğu ya çok önemli bir şey var da ben bencillik yapıp açmıyorsam, başlarına kötü bir şey geldiyse kaygısıyla oluşturduğu alt hikaye, babası gibi olma korkusu, lisede korktuğu çocuk girişteki güvenlik ve şirket çalışanlarının geliştirdiği oyun karakterini birleştirip rüyasına sokması vs. vs. ve ayrıca önerdeğim kitapta da bahsettiği gibi tüm bu rüyanın tetikleyicisi olan annesinin araması mantıken olay akışında ilk sırada olduğu için rüyanın başını oluşturması gerekiyor gibi düşünebiliriz ama rüyasının sonunu oluşturuyor ve dizideki gibi tüm bunlar milisaniyeler içerisinde gerçekleşebiliyor. bunların nedenleri kitapta güzelce açıklanıyor. ben anlatmaya başlarsam entry çok uzayacak gibi duruyor o yüzden bırakıyorum burda :'(