japon imza sporu ki aslında çin mi japon mu olduğu belli olmayan okinava çıkışlıdır. öyle yüz bin yıllık falan değildir. hiçbir mücadele sanatı değildir. bu ayarda zırvalayan hocalara teşekkür edin çıkın. zaten çok konuşan hocadan hayır gelmez.
neyse efenim şimdiki haline gelmesinde rol oynamış iki büyük etmen var:
1- boks
2- Gichin Funakoshi
aslında bu, okinava adasının hem fitness programı, hem silah tekniği hem de yerde güreş dahil teknikleri içeren bir disipliydi. yani bildiğiniz askeri eğitimdi. geçen yüzyılın sonunda şehirleşme artınca modern ülkelerde bir kendini savunda modası alıp gidiyor, bu arada doğu daha bir gizemli görünüyor.
yüzyıln başında sinemalar sadece film göstermiyor. mesela takıyorlar makarayı, kuzey kanada'daki inuit'in hayatından görüntüleri izletiyorlar (bkz: nanook of the north) bazen de daha kısa sekanslar dünyayı dolaşıyor. televizyon yok ya, ondan. işte bu sırada, amerika'dan gelen boks bantları japonya'da büyük sükse yapıyor. imparator da "ulan milletimiz amerika boksu önünde ezilmesin, öz benlik bulsun" diye danışmanlarını "japon boksu" bulmaya gönderiyor. bakıyorlar ki karate buna uygun.
işte modern karate bu şekilde, vuruş dışındaki tekniklerden arındırılıp, bir karma dövüş sanatından yontularak icat ediliyor. bunun müfredatını yazan, olurunu bulan, önce japonya'ya sonra dünyaya yayan kişi de gichin funakoshi. yıl kaç? de ki 1910. neymiş? öyle antik falan değilmiş, en fazla dedemin dedesi yaşındaymış.
Funakoshi öğrettiği anlamda karatenin öldüğünü, yayarken sulandırdığını ufaktan itiraf etmiştir hayatının son yıllarında. kendi stili çok genç yaşta henüz kas- kemik yapısı oturmadan başlanması, vücudun buna göre geliştirilmesi gereken bir sistemdir. japonya'da ilköğretimde zorunlu yapılması için bu yüzden uğraşmıştır. sonradan başlayınca "kollar mızrak haline gelmez" der.
ayrıca olimpikleşme sevdası her doğu mücadele sanatı gibi bunu da karikatürleştirmiş, mahfetmiştir.
kapatırken: hala okinava'da eski tip beden eğitimi tekniklerine ve katalara ağırlık veren geleneksel okullar var.