william landey'in aynı isimli kitabından uyarlanılan, yönetmenliğini morten tyldum'un yaptığı, ortalama ellişer dakikalık 8 bölümden oluşan ve captain america'mız olan chris evans'ın başrolde olduğu bir apple tv mini dizisidir.
şu replikte de geçtiği gibi dizi, gizemli bir hava içerisinde olayların akışı içerisinde merakla sürüklenip durduğumuz dümdüz, sade bir anlatıma ve hikayeye sahip. [soz.lk/... görsel]
ilk altı bölüm, son iki bölümde olacaklar için bir altyapı hazırlıyor gibiydi sanki. tabi bu sırada aile içindeki olaylar, karakterlerin psikolojileri güzelce işlenmiş. yedinci bölümde nihayet duruşma başlıyor ve nefessiz izlediğim bu bölüm açık ara dizinin en iyi bölümüydü. bundan sonrası spoiler! --- 'spoiler' ---
dizi boyunca kimin suçlu olduğuna dair kanımız sürekli manipüle ediliyor. bu yanını (bkz: the night of)'a çok benzettim. önce jacob'ı masum bir çocuk olarak gösterdiler bize ve karşımıza da bunların sorumlusu olarak çok muhtemel bir şüpheli çıkardılar. artık, tamam jacob masum, kesin bu adam yaptı derken jacob'ın aslında göründüğü kadar masum olmadığını gösterdiler bize ve sonrasında gözümüzde onu da muhtemel bir şüpheli yaptılar. ikisi arasında gidip geldik ta ki mahkemede derek'in konuşmasına kadar. tam kendimizden emin bir şekilde vay melek yüzlü şeytan deyip katilin jacob olduğundan emin olmuşken hemen ardından ilk şüphelenilen pedofili karakterin cinayeti itiraf ettiği mektubu yazma sahnesini görüyoruz. şaşırıyoruz ve biraz da kötü hissediyoruz biraz önce böylesine kesin bir kanıya vardığımız için. sonra bir heyecanla hemen 8. bölüme başlıyoruz ve andy mahkemede ifade veriyor. olayların akışına kapılıp en başından beri dizide gösterilen başka bir duruşmaya ait bu sahneleri unuttuğumuzu hatırlıyoruz. sonra ee madem dava bitti niye bu adam burda diye düşünmeye başlıyoruz. sonra pawn'ın bloody billy tarafından torununu aklamak için itiraf yazdırılarak öldürüldüğünü öğrenip hem biraz önce bir kez daha tam tersini düşündüğümüz için kendimizi biraz mal hissediyoruz hem de andy'nin bunları öğrendikten sonra dayanamayıp itiraf etmesi yüzünden bu mahkemenin açıldığını düşünüyoruz. sonra jacob'ın dava gününden itibaren olan olayları gördüğümüzde kesin laurie dayanamayıp itiraf etti mahkeme de o yüzden açıldı diye düşünüyoruz ama sonra kaza sahnesi geliyor ve bir ters köşe daha olup mahkemenin, jacob ile laurie'nin yaptığı kazada bir cinayete teşebbüs var mı diye açıldığını öğreniyoruz. andy ve laurie'nin itiraf ettiklerini düşündüğümüz için onlara karşı beslediğimiz tüm güzel duygular kayboluyor, örtpas etmeye devam ettiklerini anlıyoruz. olaylar bize öyle bir sunuluyor ki asıl empati kurmamız gereken cinayete kurban giden ben'in ailesiyken kendimizi jacob'ın ailesi ile empati kurmuş halde buluyoruz üstüne bir de hala iyi olmalarını istiyoruz. sonrasında ilk bölümde de görmüş olduğumuz ağrı skalasını görüyoruz tekrardan laurie'nin hastane odasında. ilk bölümde kamera bu skaladaki mutlu yüze odaklanmışken, kesin bir şekilde gerçekten kimin suçlu olduğunu bilemediğimiz son bölümde ise bu skalada bulunan yüzlerden hiçbirine tam bir odak olmadan hepsinin flulaştırıldığını görüyoruz. işte bu yüzden seviyorum bu sanatı. yazılanlara göre kitaptaki asıl sona sadık kalmamışlar dizide. ama ben izleyiciyi böylesine düşündürtüp teoriler üretmesini sağlayan muallak sonları daha çok seviyorum açıkçası.
ayrıca dizide bol bol ürün yerleşirme var. iphonelar macbooklar havada uçuşuyor. hızlarını alamamışlar apple music reklamı bile yapmışlar ilk bölümde. üstüne algı da kasmışlar sadece pedofili karakter olan patz'e android telefon vermişler. * --- 'spoiler' ---