Şırnak-Uludere'nin güney hattı, Kaya Tepe ÜB'ne ve Irak'ın Kuzeyine 13 km, hudut.
Yükümlü olduğum askerlik süresinin üstünde sözleşme imzalayarak kaldım. Elimden geçmeyen silah kalmadı, zehirlendim, korktum, zehirli bir kırkayağın pantolon kamuflajımın içine girmesiyle sokuldum, Kara Kuvvetlerinden takdirname aldım, devre devre er gönderdim, üstüne asçavuş gönderdim, uzman çavuş tayinlerini izledim, dipçikle öldürülen yılanları gördüm, hayatımda ilk defa akrep gördüm, inanılmaz farklı şekillerde akrep ve güneş örümceği öldürdüm.
Sabah erkenden kalkıp doğan güneşe bakarak çay içtim, geceleri karanlıkta dağlara bakarak kahve içtim, karakolda herkes tarafından tanındığım için her yere girdim, havandan revire kadar her komutanla yakınlaştım, üstlerimle iyi anlaştım, astlarımı ezdirmedim, bunun için suratıma salak denilmesini sineye çektim.
Hayatımda ilk defa elime aldığım AKMS'yi dağıttım, ama geri toplayamadım.
15 ağustos'ta korktum, telsizden Kürtçe sözcükler düşünce korktum, biraz kürtçe öğrendim, pkk marşlarını duydum ve hatta iro çerxa şoreşeyi ezberledim, askerlerle birlikte gerilla tv izledik, yan karakolumuzun, kuyu tepenin basılışının videosunu izledik, o video hâlâ twitter'da biliyor musunuz?
Ali C1 adlı terör sempatizanının twitter'ında hâlâ duruyor video, ilkini twitter kaldırdı aşırı şiddet var diye, ikinci partisi burada:
twitter.com/...
Astsubayın "öğrenme" emrine rağmen alanımdaki makineleri öğrendim, sökmeyi, takmayı, faal hale getirmeyi ve sorunların nasıl giderileceğini öğrendim, karakoldan ayrılmadan önce 15 a4 sayfası dolusu not yazdım benden sonrakine, bildiğim her şeyi 15 sayfaya yazdım makineler nasıl sökülür, yıldırım emniyet tedbirlerine nasıl geçilir, nasıl geri toplanır vs vs.
Bu yüzden gece yatağımdan çok kaldırıldım, öğrenme denilmişti ancak birkaç ay sonra görevli asçavuş terhis olunca ellerinde gene ben vardım, söylenmedim, mızmızlanmadım, her çağırıldığımda kalktım gittim.
Terbiyeli olmayı öğrendim, olgun olmayı öğrendim, tüfek tutmayı öğrendim, spor yapmayı öğrendim, sağlıksız yönlerimi törpüledim, 10kg verdim, "normal" olabilmeyi ilk defa tecrübe ettim. beraber ezildiğim insanlarla organik bir kardeşliğin doğduğuna şahit oldum.
İş disiplini edindim, telefon emir defterini okudum, araziyi 360 derece ezberledim, çoğunluğu kürtçe ve arapça olan tepeleri, dağları, dere yataklarını, rakımlarını, bize olan uzaklıklarını, hangi silahlarla atış altına alınabileceğini...
Devletin gözü oldum, paronayak oldum, uçaksavar mevzisi için taş taşıdım, hayatımda ilk defa taş duvar yaptım, işin komiği lego gibiydi ve harçların üzerine sıkı sıkı birbirine uyan parçaları koyunca güzel oluyordu, azmettim, en büyük ve düzgün taşları ben getirdim. Komutanlar bana takıldı, sen buradan bir meslekle geldin, iki meslekle gideceksin diye şakalar yaptılar.
Yıllar geçti, yatağımı hala toplarken askerî usul toplarım. Ciddileştim, mental breakdown'larım azaldı, ölüm korkusu kalbime düştüğünde hayatımda küs olduğum herkesi tek taraflı affettim. Eski kız arkadaşımla konuşmaya başladım, beni tanıyan birine ihtiyacım vardı. Sonu iyi bitmedi :)
Temel ilkyardım öğrendim, vaktim boldu, yanımdaki sıhhiyecilerden birinden vücuttaki tüm kemiklerin latincelerini öğrendim, gece uyurken kemiklerimi hissederek os frontale'dan, ossa digitorum pedis'e kadar sayıyorum, latincem iyi değil, ama olsun. Kaç farklı çeşit kemik var onları öğrendim, os longa, os breve, os plana, os pneumatica, os patella hala aklımda bunlar.
Varşova paktı ve batı silahlarını aynı anda kullanma imkanı buldum. Dağlara bakarak hayal kurdum, geceleri üstümüzden geçen helikopterdeki yaralıların sıhhati için bir ateist olarak dua ettim, eğer orada bir şey varsa, adı neyse ona.
komutanlarımla kardeş gibi oldum, karakolda adam eksik diye beni mecburen beşiktaşlı yaptılar, şansıma hayatımda bir kere takım tuttum, o da beşiktaştı, beşiktaş da o sene şampiyon oldu. :)
Zirvede bıraktım.
Kafa kırık uzman çavuş vardı bir tane, akşam gel odama tabancamla oynatayım seni derdi, gittim bir gün, harbiden çıkarttı şarjörü silahı elime verdi manyak. Kuru tetik çalıştım, oturduk konuştuk, dedi ki deliliğe vurmasam tahammül edemiyorum, uzun uzun sohbetlerden sonra dedi ki annemler beni biriyle evleneceksin diye zorladı, ses çıkaramadım, nişanlımdan ayrıldım, mecbur evlendim. Şimdi çocuğu var diye nefret ettiği ve ondan nefret eden bir kadınla beraber, kadına ne kadar para gönderirse göndersin kadın harcıyor ve daha fazla istiyor, buna şahidim. Çocuğunu her sabah görüntülü arar, Ali'ye yemek yedirir. Eski nişanlısıyla da konuşmaya başlamıştı, şimdi terör bölgesinde karısının dırdırı, çocuğun özlemi, eski nişanlsı ile konuşmanın vicdan azabı hepsi birlikte uçaksavar kısım komutanlığı yapıyor. Sağlam kırıktı, annesinin ameliyatını üstlendi diye gururluydu, telefonunda bir sürü deforme terörist fotoğrafı vardı, hikayelerini anlatırdı. Astsubaylara şaka yapma metodu, kafasını incecik ezerek öldürdüğü akrepleri kitapların arasına koyarak, "tabur komutanı emir verdi o kitap ayraçtan sonra 10 sayfa okunacakmış" diye yalan söyler, akrepli kitapları millete verirdi, bir gece bir tane astsubay üstçavuşun çığlığını duyduk spor yaparken, olayı bildiğim için içime içime güldüm, dışımdan ses çıkmadı.
Köylüler bence komik adamlardı, gecenin köründe senin keçi kaçmış galiba diye bir çobanı arayan uzman çavuşun yüzünden adamcağız, kalkmış, baya bir yürümüş ve keçinin dağ keçisi olduğu ortaya çıkınca termalden kendisini izleyen uzman çavuşu aramış, "komtan beni görüyor musun?" diye sormuştu, evet cevabını alan çoban ailem üzerine yemin ederim ki allahın şırnağında "aha bunu da gör" diye orta parmak çekmişti. Adam şırnakta middle finger yedi usta. :D
Onun dışında hiç kahramanlık anım yok, yalnız şahingöz'de ve PTZ'de 12 ağustos tarihinde bir dron tespit ettim, o kesinkes düşman dronuydu, bir vauv askerlik yapıyorum dediğim an o andı.
Belki devam ederim buna, şimdilik bütün bundan bana hatıra kalan yegane şeylerden birini koyayım buraya:
(link: i.hizliresim.com/... : Şırnak - Şenoba Hatırası)
Edit1- Şu kitap olayını koymam lazım :)
(link: i.hizliresim.com/... : Akrep - Beyaz Zambaklar Ülkesinde)