10 Kasım 1938 Perşembe tarihinde saat 09.05'te vefat eden Ulu Önder, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına her sene tutulan ulusal yas.
Her 10 Kasım'da saat 09.05'te ülke genelinde siren sesleri yankılanır, mekân fark etmeksizin araçlarının içinde bulunanlar araçlarından dışarı çıkar, yaya hâlinde bulunanlar olduğu yerde durur ve herkes 2 dakika süreyle "hazır ol" pozisyonunda saygı duruşuna geçer. "Atatürk Haftası" dediğimiz hafta ise Atatürk'ün ülke genelinde anıldığı, devrimlerinin ve ilkelerinin anlatıldığı, 10 Kasım ila 16 Kasım tarihleri arasındaki haftadır. Elbette bu 2 dakikalık saygı duruşuna saygı duymayanlar her sene olduğu gibi bu sene de olacak. Yapacak bir şey yok. Ağır konuşmak istesem bunu çok güzel yapabilirim fakat gerek yok. Soyları, zihniyetleri bellidir onların, kılavuz istemez. Diğer yandan Atatürk Haftası'nın, amacına hizmet ettiğini düşünmüyorum.
Bununla birlikte elbette çok ekstrem gerekçelere, durumlara sahip olanlar olabilir, mesela bir tanıdığı ölüm döşeğindedir, onun yanına en kısa sürede ulaşmak zorundadır. Bunun ve bunun gibi şeylerin kötü karşılanmayacağını düşünüyorum. Diğerlerini bilemem fakat en azından benim için hiçbir sorun teşkil etmez hatta "saygısızlık" olarak bile görmem. Sadece benim için değil, herkes için böyle olmalı aslında. Hele ki kendisini "Atatürkçü", "aydın", "kültürlü" vesaire olarak gören kişiler için. Yobazlığın, bağnazlığın lüzumu yoktur. Özellikle kendisinin "Atatürkçü" olduğunu düşünen insanlar için geçerlidir bu. Gelgelelim maalesef bağnaz, çomar, cahil ve kendisinin Atatürkçü olduğunu düşünüp öyle davranan sözde Atatürkçüler de çok fazla sayıda var. Onlar boşa kendilerini Atatürkçü sanmasınlar, öyle davranmasınlar, Atatürk'ün ilkelerinden, görüşlerinden, hayatından, öğütlerinden zerre haberleri yoktur zira. Hiç kimse, hiç kimsenin bilgisini, kültürünü, görüşlerini bilemez. Belki de tanıdığı ölüm döşeğinde olduğu için saygı duruşuna katılamayan o insan, saygı duruşuna katılan insanlardan çok farklıdır, aslında gerçek bir Atatürkçüdür, Atatürk'ün hayatını, ilkelerini, görüşlerini, öğütlerini çok iyi biliyordur ve onları kılavuz olarak görüp hayatını ona göre yaşıyordur.
Saygıyla, sevgiyle ve özlemle. Hele ki şöyle bir dönemde...