okumamış, cahil, kültürsüz anadolu cahillerinin asla anlayamayacağı ve sevemeyeceği bir insan. bir insanın eğitim ve kültür düzeyini atatürk'e olan yaklaşımından anlayabilirsiniz.
bu adamın bu topraklarda sevilmeme sebebi entelektüel birisi oluşudur. neyin ne olduğunu, hangi sebeplerin hangi sonuçlara sebep olacağını bilen birisidir.
bir kere daha kendisi gibi bir liderin türkiye'de çıkmasının zor olmasının sebebi, 19. yüzyıl sonu 20. yüzyıl başlarındaki entelektüel gelişimdir. fransızca bilmesi sayesinde avrupa'daki gelişmeleri takip edebilmiştir. üstüne, adamın yaşadığı yerler de hep avrupa'ya yakın olmuştur. orta doğu görevlerinde bile bir şekilde avrupalılarla muhatap olmak zorunda kalmıştır.
türkiye'de böyle kaç tane adam var? bence yok.
bir adam düşünün ki; ilk defa operaya gittiğinde opera hakkındaki söylediği şeylerle, operanın en üst seviye ustası richard wagner'in opera hakkındaki söylediği şeyler aynı olsun. bu adamın kafası tamamen entelektüel avrupalı kafasıydı. adamda operayı kavrayabilecek bilgi altyapısı vardı. özenti enteller gibi "operaya gideyim, entelektüel görüneyim." kafasında birisi değildi.
mesela bu aralar ankara'da herkesin sırtında keman çantası görüyorum. bunların acaba yüzde kaçı batı müziğindeki veya doğu müziğindeki keman literatürünün altında yatan kavramlardan haberdar mesela? işte atatürk bu kavramları biliyordu. bilmese bile az çok tahmin yürütebiliyor veya kavramı analiz edebiliyordu.
yaşadığı dönemde çeşitli makam araçları olmuştur ancak kendileri 1925 model sıralı 4 silindir 4.0 litre motora sahip 100 beygir güç üreten Mercedes Sindelfingen 'ın teslim evraklarını bizzat imzalayarak almış kendisine ait tek otomobili de bu olmuştur.
makam aracı olarak üç farklı araba kullandığını görüyoruz. ilk olarak 1935-1939 yılları arası üretilen lincoln model k ; 12 silindir 6.4 litrelik devasa motoru 150 beygir üreterek zırhlı gövdeyi taşıyordu. aynı aracın ilk ve tek üstü açık modeli ise sadece atatürk için özel üretilmiştir. son olarak hayattayken ve vefatından sonra da uzun süre kullanılan 1936 model cadillac 80 serisi ; 6.8 litrelik 150 beygir güç üreten v12 motor ile dönemin en güçlü arabasıdır.
1932-1933 senelerinin millî eğitim bakanı dr. reşit galip’in bir sorusuna mustafa kemal atatürk'ün yanıtı:
“ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. benim manevi mirasım bilim ve akıldır... zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur... benim türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.”
ne büyük bir insanmış... insan, okudukça, bilgilendikçe kendisine tekrar tekrar hayran kalıyor. zaten kendisinin tek manevi mirası olan "bilim"i ve "akıl"ı kılavuzumuz olarak görmediğimiz için bu durumlara geldik. bugün "gelişmiş" kategorisinde olan tüm ülkelerin en önemli ortak özelliği de 7'den 70'e bu ikisini kılavuz olarak görmeleri ve bu mantaliteyi kuşaktan kuşağa aktararak devam ettirmeleri.
Sık sık kendi kendime düşündüğüm bir şey var, "hayal", "metafor" veya ismine artık ne denirse. Eğer Türkiye'nin ve Türk toplumunun şu anki durumlarını öğrenme ve görme imkânına sahip olabilseydi başta kurucusu olduğu siyasi partinin yetkilileri ve destekçileri olmak üzere Türkiye toplumunun yarısından çoğunun yüzüne tükürürdü, kederinden bir kez daha vefat ederdi.