artık ekşi vs. de dahil türk sitesi okumayacağım. zaten oldukça azaltmıştım, haber vs. asla takip etmiyordum, son damlayı da sıkayım.
dünyanın en sinirli toplumu haline geldiğimize dair bir araştırma vardı. doğru galiba. sitelerde tüm yorumlar sataşma, küçük görme, hakaret ve küfür üzerine gidiyor. en alakasız konuda kişiliğe saldırıyor insanlar. eskiden vatan millet konularının altında olurdu, artık yemek tarifinin altında oluyor.
gerek yok bu kadar gergin ortamlarda gün geçirmeye.
galiba kilisede en çok günah itirafı yapan kişi benim. illa ki her hafta bir tane itiraflık günahım oluyor.
arkadaşım yok, evden dışarı çıkmıyorum pek. yine de beni rahatsız eden günahları işleyebiliyorum. bir de sosyal birisi olsam, acayip günahkar birisi olurmuşum demek ki.*
bazen bazı şeylerin, yeni şeylerin heyecanlandırmasına ihtiyaç duyuyorum..
çok susadıktan sonra içilmiş su gibi, ya da çok bekledikten sonra bir anda telefona düşen mesaj gibi.. belki de aniden o'nun seni öpmesi..
hiç bilmediğim dilde beni derinden sarsacak bir şarkı, ilk kez adını duyduğum muhteşem bir kitap..
yeni bir insanın bütünüyle dinlenecek, saatlerce eşlik edilecek bir hikayesi..
yeni bir manzara, yeni bir mekan, ilk kez denenecek yeni bir tat belki..
bazen yaşama tutunma motivasyonumu kaybediyorum.
ve sadece yeni'ye ihtiyaç duyuyorum.
ya da tümden delirsem her şey yepyeni olmaz mı zaten hayatımda ?
yine karmakarışık uçuşan satırlarım ve ..
15 yıllık kahve makinemi attım. Hediyeydi, boşanan bir aile dostu vermişti. Her yanı bozuldu, çatladı, artık can verdi hayvan. Evimdeki en eski eşya. Maddeye bağlanılmaz ama aşklar gördü, bundan kahve içerken boşanmaya karar veren ablalar gördü, işten atılmalar, sertifika sabahlamaları, breaking bad'in hepsini...
Elveda terminatör'üm! Bozuk saat ayarınla gecenin dördünde bozuk değirmenini avaz avaz çalıştırıp "aha geldirler" diye yatakta yüreğime indirmelerini bile özleyeceğim.
Bombok, vasatın da vasatı bir ülkede yaşıyor olduğumuzu zaten biliyordum da bugün yani 3 Eylül 2022 itibarıyla bunu çok daha iyi anladım.
Abim çocukluğundan beri bilgisayar ve teknoloji işlerine ilgilidir, senelerdir yazılım işiyle uğraşır, bu alanda alaylıdır yani bu işin okulunu okumadı, internet sayesinde kendi kendisini eğitti. Bugüne kadar birkaç tane güzel projesi oldu, birisi milyon dolarlık bir proje, diğerleri de mobil oyun projeleri. Bugüne kadar bu projelere destek alabilmek amacıyla çalmadığımız kapı, aramadığımız insan kalmadı hatta bir tanıdık vasıtasıyla bir "bakan"a bile ulaşabildik, sözde "bakan". Normal vatandaşları bırak, o bile zerre umursamadı bizi, sözde "bakan" ya hani.
Bugün de kendisinin ağzından çıkan kelimeler şöyle oldu, kendi kulaklarımla duydum: "Almanya'ya gideceğim. Orada sığınma yerleri varmış, Almanya hükûmeti iş, aş, barınma vesaire sağlıyormuş."
Bunun doğruluğu veya yanlışlığı zerre umurumda değil, önemli olan konu o değil, büyük ihtimalle bu kadar basit bir şey değildir. Önemli olan ve insana koyan nokta nedir, biliyor musunuz? Bu topraklarda yetişmiş, bu toprakların evladı, kendi şerefiyle para kazanmaya çalışan ama kazanamayan bir insanın ne pahasına olursa olsun yurt dışına iltica etmeyi isteyebilecek psikolojiye, ruh hâline ulaşması.
Eğer böyle bir şey varsa gitsin tabii, durması bile hata. Bir ara yüzüne karşı da "Türkiye'yi siktir et zaten. Bu ülke hak etmez böyle şeyleri, gelişmeyi, kalkınmayı hak etmez. Sen daima yurt dışını kovala, gerisi boş." gibi cümleler kurmuştum. Kendi topraklarında bile 3. sınıf vatandaş zaten. Burada 3. sınıf vatandaş olmaktansa gitsin insana, bilime değer veren başka topraklarda 3. sınıf vatandaş olsun. Kesin olmamakla birlikte en azından kendi şerefiyle kendine yakışır bir hayata sahip olma, refah içinde yaşama şansı olur. En azından gelişmiş ülkelerde böyle bir şans var, böyle bir şansın olması bile yeterli esasında.
- köprü, hasar raporu verin ! - kaptan köprü yok. - Nası yok? hiç mi yok? - vallahi yok kaptan. - spock, bu durumda yapılacak en mantıklı iş nedir? - çay demleyelim kaptan. Harareti alır. - demleyelim lan spock. Yanında çekirdek de çitleriz. - çitleriz.
Yalnız çok merak ediyorum; olur da evlenirsem kilisedeki düğünüme akrabalarımın kaç tanesi gelecek acaba? annem , babam bile gelmez galiba. Mozart'ın düğünü gibi, 5 kişi falan olur kilisede galiba.*